Kazanmakla kaybetmek arasında çok farkların olduğu bir maçtı. Kazansa liderle puan farkı sadece 2 maça inecek, bu da devre ortasında teknik direktör değiştiren, iç çalkantılar yaşayan bir ekip için oldukça iyi anlamına gelecekti. Ama olmadı. Daha doğrusu olamadı. Eğer Trabzonspor Fenerbahçe ile değil de, Anadolu takımıyla oynasa, daha cesaretli, daha saldırgan olabilirdi. Oynadığım takım Fenerbahçe ne olur ne olmaz düşüncesi bilinçaltına yerleşmişti bir kere.
Haksız da sayılmazlardı. Bir yanda Alex, Özer, Mehmet Topuz, Emre, Baroni’li Fenerbahçe orta sahası, diğer yanda Colman, Serkan, Selçuk, Gabriç’li Trabzonspor. Şenol Güneş, daha önce Bross’un tek forvetin arkasına Gabriç’i, Alanzinho’yu, Colman’ı dolgu yaparak gol adamı sayısını artırmak istedi. Colman sahada neredeyse hiç yoktu, Alanzinho, geriye kadar geldi, çalımlarla topu ileri taşımaya çalıştı, olmadı.
Bir kere olması da zordu. Fenerbahçe’de Christina Baroni diye bir oyuncu var. Daha önce yerlere göklere sığdıramadığımız Marco Aurelio’dan hem oyun zekası hem de tarzıyla kat ve kat üstün. Savunuyor, ileri çıkıyor, şut atıyor, topun takımında kalmasını sağlıyor. Alex’in yapması gereken koşuları da kendisi yapıyor. Trabzonspor karşısında Fenerbahçe bu kadar atak görüntü sergilemesinin anlamı Baroni’dir.
Buna rağmen Trabzonspor’da oyunu domine edecek, Selçuk, Alanzinho, Colman gibi 3 isim etkisiz kalınca, iş sadece Serkan’ın bireysel üretimine kaldı. O da Dos Santos’un acemiliğinden faydalandı. Ama forvet hattındaki Umut’un eski hastalıkları nüksedince gol atmak dış şutlara, karambol pozisyonlara kaldı. Forveti ikilemek de yetmedi. Fenerbahçe Daum’la önce gol yemeyeyim mantığıyla sahaya çıkıyor. Arkadaki Bilica ve Lugano gibi iki isim eğer uyumlu bir günündeyse neredeyse kale önlerini pozisyona bile kapatıyorlar. Trabzonspor kaleye çok şut attı ama Volkan’ın kurtardığı tek pozisyon yok. Bu maçtan sonra gol atan forvetin önemi bir kez daha anlaşılmıştır umarım.
Maçın hakemleri sonuca tesir etmiş midir diye soracak olursanız, etmemiştir diyemeyiz. Alanzinho’nun pozisyonu ofsayt değildi. Eğer devam etse gol olma ihtimali neredeyse yüzde yüzdü. Maça 1-0 galip başlayan Trabzonspor, ikiyi, üçü de bulabilirdi. Onun için hakemler maçın sonucuna öyle ya da böyle etki ettiğini düşünüyoruz. Maçın genel görüntüsü beraberlik üzerineydi. Fenerbahçe Trabzosnpor’a göre daha etkiliydi. Daha net pozisyonlar buldu. Buna rağmen Trabzonspor kaybetmeyebilirdi de. Atanın kazanacağı bir maçı Fenerbahçe kazandı.