Künye   |  Bize Ulaşın   |  Giriş Sayfam Yap   |  Sık Kullanılanlara Ekle
Sebahattin Önkibar

Sebahattin Önkibar

17 Şubat 2010
font boyutu küçülsün büyüsün


Genelkurmay Başkanı bunları açıklayabilir


Önce kesin olan bir şeyi duyuralım.   Genelkurmay Başkanı, bazılarının ifade ettiği gibi şantaj ya da blöf yapmıyor!
Orgeneral İlker Başbuğ, böyle bir konunun bu gibi şeylere vasıta edilemeyeceğini bilecek donanımdadır.
Bir başka boyut, söyledikleri şahsının değil, TSK’nın bakışını yansıtmaktadır. Dolayısı ile edilen sözlerin karşılığı mutlaka olacaktır. Asla mümkün değil ya, kazara frene basılırsa, işte o gün TSK’nın Yeniçeri misali sonunun geldiği an olacaktır.
Doğrudur; TSK’nın üst kademesi onca bilgisine rağmen bazı şeyleri sonradan kavramış ya da öyle görünmektedir.
Örneğin çok değil, 7 ay önce Başbakan Erdoğan’ın yargı hükmü olmaksızın partisinin il kongresinde TSK’yı açıktan hedefe oturtmasından hicap duyma fikrini aşırı bulmuştur.
Neyse aradan geçen süre içinde gelinen nokta, artık gemilerin yakılması ya da klasik anlatımla macunun tüpden çıkması halidir. Dolayısı ile en yakın zaman diliminde TSK’nın verdiği mesajlar paralelinde harekete geçmesi artık olmazsa olmazdır. Hiç bir gelişme Orgeneral Başbuğ’un “Bildiklerimizi açıklarız” beyanının devamını engelleyecek önemde olamaz. Sanıyorum Karargah da bunun bilincindedir. Zannımızca bekleme sebebi ifşaatın metodu ile ilgili yapılan planlamadır.
Gelelim TSK’nın neleri açıklayabileceğine?
Bu konuda Ankara kulislerinde ilginç rivayetler var.
Mesela CIA ya da ABD’nin TSK’yı kendince rehabilite etmek için Ergenekon olayının merkezinde olduğu ve bunun için Türkiye bürokrasisinde etkin olan bir dinci grubu kullandığı bilgilerinin belgeleriyle yayınlanması gündemde.
Deniliyor ki Orgeneral Başbuğ aslında sadece hükümete ve Cumhurbaşkanına değil, aynı zamanda CIA ve Pentagon’a mesaj ya da ültimatom vermiştir. Diyeceksiniz ki CIA gerçekten işin içindeyse bunu önlemesi gereken hükümet değil mi?
Normali o; ancak Tayyip Erdoğan bunu yapmıyor ve dahası, şikayet eden Genelkurmay Başkanına elimden bir şey gelmiyor gibi baştan savma bir karşılık veriyor.
Evet iddialara göre örtülü olarak da olsa açıklanması muhtemel belgelerden biri, CIA’nın TSK operasyonunda olduğu ve o ülkeyle AKP döneminde yapılan gizli anlaşmaların varlığının duyurulmasıdır ki; PKK, K.Irak, Kerkük, Kıbrıs ve Ermenistan bağlamında verilen bazı sözler deşifre edilebilir.
Açıklanması muhtemel olan belgelerin bir diğeri, polis ve yargıdaki dinci kadrolaşmalarla AKP’nin organik bağının ispatı olabilir. Buna paralel olarak siyasal İslâm’a yani cemaatlere aktarılan servetler de yine belgelerle ifşa edilebilir.
Soros’un gölgesinde yürütülen bazı faaliyetler de yine belgelerle ortaya konabilir.
Keza, Tayyip Erdoğan’ın Putin ve Berlusconi ile var olan sırdaşlığının perde gerisi de aralanabilir.
Yine kendi medyasını inşa bağlamında eldeki bilgi ve belgeler millete duyurulabilir. Kimi işadamları ile kurulan kirli ittifaklar deşifre edilebilir.
Sakın bana bu kadarı olmaz demeyin!
Eğer Orgeneral Başbuğ’un açıklayacağı şeyler suya tirit şeyler olacaksa, işte o gün TSK fiilen bitmiş demektir. Bundan böyle Garnizon komutanları, bırakın rektörler tarafından aşağılanmayı, sokağa bile çıkamaz hale gelecektir.
Dedik ya artık gemiler yakılmış ve geriye dönüş yoktur!
Ya devlet başa, ya kuzgun leşe!..


ÖZEL...
 Devletten her ay Altan’a 50, Talipoğlu’na 60 milyar!

Peşini bırakmak yok; çünkü ödenen para bu millete ait. Devlete ait TMSF’ye bağlı olan Cine-5’de ekrana çıkan Mehmet Altan’a her ay tamı tamına 50 milyar ödeniyor. Kurum içinden aldığım telefona göre rakam buymuş. Keza yine TRT içinden bana gelen bilgiye göre eski Marksist ve türkücü Tayfun Talipoğlu’na da her ay, şaşırmayın 60 milyar ödeniyor. Evet bu sütunda defalarca sormama rağmen ne Mehmet Altan ne de Tayfun Talipoğlu kaç lira alıyorsunuz soruma cevap veremedi. Dahası telefonda konuştuğum TRT Genel Müdürü İbrahim Şahin bile ısrarla sormama rağmen suskun kaldı. Belli ki söylersem kamuoyu kıyameti koparır diye korkmuş. Ama iki kurumun içinden maaşlar bana böyle bildirildi. Efendim yalan olamaz mı? Bana bildirilen bu, yalansa doğrusunu ilgililer bildirsin hemen yayınlayalım.. Bakın orası özel değil, devlet kurumu. Benim vergimle kimlere ne kadar maaş verildiğini bilmek hakkımdır! Sakın maaş derken bu isimleri 657’ye tabi memurlar gibi düşünmeyin, bunlara ödenen paralar özel sözleşmelerin karşılığıdır.


HANGİSİ... 
İhtilalin Başbakanı Çömez mi, Hisarcıklıoğlu mu?

AKP Genel Başkan Yardımcısı Edip Uğur’a göre, asker şayet ihtilali başarabilmiş olsaymış, Turhan Çömez Başbakan olacakmış! Evet Tayyip Bey’in yardımcısı iddialı şekilde aynen bunu diyor. İyi ama bu söz Taraf gazetesini tekzip ediyor ve bizi doğruluyor. Nasıl mı? Hatırlayın Taraf gazetesi kısa bir süre önce ihtilalin Başbakanı diye Rifat Hisarcıklıoğlu’nu afişe etmiş ve bendeniz de bu sütunda, hayır asker kazara ihtilal yapsa Rifat Hisarcıklıoğlu’nu asla istemezdi zira askerler bazılarının sandığının aksine Rifat’ı hele hele 2003-4 yıllarında ne bilir ne de tanırdı. Hal bu iken Rifat’ı Başbakan diye gazetedeki o listeye koyduran ise, onun Demokrat Parti’nin başına geçmesinden korkan AKP liderliğidir. Sakın ne alakası var demeyin, o haberden sonra DP liderliği için kesin söz veren Rifat’ın ödü koptu ve Tayyip’e koşup bir kez daha bağlılıklarını bildirdi... Bakın bu tevatür değil, kesin bilgidir...


ŞANTAJ... 
Hamas üzerinden İsrail ile pazarlık mı?

Tayyip Erdoğan’ın Hamas salvoları sürüyor. Tamam Erdoğan için Filistin ve Araplar olayının önemi büyüktür, nitekim öyle olduğu içindir ki iktidar olduğundan bugüne abartısız onlarca kez Hamas ve Gazze’yi gündeme getirirken aynı duyarlılığı ve tekrarı örneğin Türkiye’nin en önemli konusu olan PKK için göstermedi. Ancak bendeniz Tayyip Bey’in İsrail’e yaptığı son taarruzları hem Türkiye’nin iç kamuoyunda oya çevirmek, hem Arap aleminde sükse yapmak için kullanmasının yanı sıra İsrail ile de pazarlık unsuru yaptığı kanaatindeyim. Neyin pazarlığı mı? Bakın İsrail gibi devletler hiçbir ülke ve liderle kader birliği etmez, kullanır ve atar. Tamam AKP ya da Tayyip Erdoğan’ı, Saddam’a müdahale için onlar getirdi ama baktılar ki Türkiye’de radikal İslâm kök salıyor ve bu durum İsrail’in geleceğini tehlikeye sokuyor, hemen makas değiştirdiler. İsrail bu konuda ABD ile de ters düştü. İşte Tayyip Bey bunu gördü ve İsrail’e, ya benimle uzlaş ve yörüngene gireyim ya da sana taarruz ederim deyip mutabakata zorluyor..











yorumlayorum ekle




Yorumlar


  henüz yorum yok