Muharrem Bayraktar
26 Şubat 2010
Fişleme
28 Şubat postmodern darbesi, 1997 yılından çok önce “fişlemelerle” başladı. İnsanlar, özellikle inançlı kesim en ince ayrıntısına kadar fişlendi. Hepimiz fişlendik. Namaz kıldığımız için, sakal bıraktığımız için, “Allah” dediğimiz için fişlendik. Televizyonlarımızda Kur’an öğrettiğimiz için fişlendik.
28 Şubat denilen olay, sadece 28 Şubat kararlarının ilan edildiği tarihle başlayan süreç değildir. Çok önce fişlemelerle başlar.
Başımıza gelenleri anlatsak roman olur. Baskınlar, mahkemeler, mali kıskaçlar, kurumlara tacizler, insanlara psikolojik baskılar… Neler neler.
28 Şubat’ı yapanlar müminleri ezdi geçti. Ama bu vatanı, bu devleti seven müminler bu ülkeye küsmedi. Ormanda üç tane çakal var diye ormanı yakmaya kalkmadı. Devletin küsüp “düşman” tarafa geçmedi.
Ama ne garip o süreç AKP’yi doğurdu!
Konumuz bu değil, fişlemeler.
AKP’li Avni Doğan “zamanında onlar bizi fişledi, şimdi biz onları fişliyoruz”
diyor. Bir siyasetçinin bu duruma düşmesi çok vahim. Bu sözleri ciddiye alırsak AKP’liler ellerindeki imkânları kullanarak “fişleme” işi ile uğraşıyorlar demek ki.
Kendilerinden olmayanları, onlara göre zalimleri, istibdat ehlini, askeri, yargıyı fişliyorlar. AKP’li bir diğer vekil Ahmet Aydoğmuş ise kendilerinden olmayanları “kanı bozuk” olarak suçladığına göre fişlemeler “AKP’li olmayan kanı bozukları da büyük ihtimalle kapsıyor demektir.
Her ne kadar “fişleme yapıyoruz” diyen daha sonra “yanlış anlaşıldım” dediyse de, “AKP karşıtları kanı bozuktur” diyen “öyle demek istememiştim” diye kıvırdıysa da insan bilinçaltına yerleştirmediği böylesi vahim ifadeleri pat diye ulu orta savurmaz. Bu sözler söylendiğine göre demek ki AKP’li milletvekillerinin bir kısmı hukuk devleti yerine “kin devleti” oluşturmak peşinde. Öfkeli yüzleri ve çakmak gibi çakan gözleri, konuşurken karşısındakileri dövecekmiş gibi tavırlarıyla bir siyasetçi değil, bir savaşçı gibiler.
28 Şubatta fişlemeleri yapanlar, fişlemelerin sonucu bir sürü insanı işinden, aşından edenler, post modern bir darbe yapanlar için en küçük bir hukuki süreç başlatma gereği duymayanlar bugün yapılmayan darbelerin hesabını sorma peşindeler.
Bu müsamaha neden?
28 Şubatçılar insan fişleyerek insanlık dışı bir olaya imza atmışlarsa, siz bugün aynı mantıkla hareket edip düşman gördüklerinizi fişleme ihtiyacı duyarsanız, bırakın fişlemeyi bunu aklınızdan dahi geçirirseniz sizin 28 Şubatçılardan ne farkınız kalır?
Ha Çevik Bir, ha AKP’li Avni Doğan, ne fark var o zaman?
Demokratik açılımdı, hukuk devletiydi, düşünce özgürlüğüydü, AB kriterleriydi diye diye geleceğiniz yer “fişlemeler ve kanı bozuklar” düzeyi miydi? AKP, kendilerine düşmanlık besleyenlere karşı dahi “ben onların da hükümetiyim” diye hareket edemezse “Anayasa reformu, yargı reformu” gibi masalları kimseye anlatamaz.
Ve asıl “kendi özlerinde ciddi bir reforma ihtiyaçları var” demek durumunda bırakır insanları.
yorum ekle