Başbakan Erdoğan’ın KTÜ’de dün kendisine fahri doktora verildiği törende yaptığı konuşmada dış politikada yaptığı açıklamalar son derece önemliydi.
Özellikle son yaşanan bu süreçte İsrail ile ilişkilerin gerilmesinin ardından gerek İsrail gerek ABD gerekse de batı medyası tarafından Türkiye’de bir eksen kayması olduğu yönünde çıkan haberler ve yorumların üzerinden ülkemizde de bu yönde yorumlar yapılmaya başlanmasını iyi analiz etmek gerekir.
Başbakan işte bu eleştirilere cevap verirken eksen kayması yorumlarının kaynağının İsrail odaklı olduğunu belirtti ve şöyle dedi:
“Türkiye’nin dış politikasında bir eksek kayması söz konusu değil. Bir eksen kaymasından bahsedenler art niyetli değillerse, Türkiye’nin yeni rolünü anlayamamış, kavrayamamış
olanlardır.”
Başbakan’ın bu açıklaması dikkat çekicidir.
Türkiye’nin son süreçte dış politikada başını kaldırması birilerini rahatsız etti. Onların da bugüne kadar Türkiye'yi tam anlamıyla kendilerine bağımlı olarak görenler, İsrail'e karşı duruş göstermek nasıl oluyor da eksen kayması oluyor...
Üç gün önce ABD’de de politikacıların yakından takip ettiği New York Times gazetesinde bu yönde önemli bir analizi vardı.
Türkiye, Avrupa’nın en büyük altıncı ekonomisi haline geldiği belirtilen analizde, ağırlıklı olarak ABD’nin yardımına gereksinim duyan Ürdan ve Mısır’ın aksine, Türkiye finansal olarak ABD’den bağımsız hale geldiğinin altı çizildi.
O analizin en fazla üzerinde durulması gereken noktası da şuydu; “Onlarca yıldan beri ABD’nin en uysal müttefiklerinden biri olan Ortadoğu’nun kenarındaki stratejik sınır ülkesi Türkiye, ABD politikasını eksiksiz takip etti. Ancak yakın dönemde bölgede yeni bir yaklaşım benimseyen Türkiye, kendi çıkarlarını öne çıkarmak için yaptığı ve kullandığı yöntemlerle Washington’u provoke edeceğe benziyor”
Aynı yorumda ABD Dış İlişkiler konseyi’n de yer alan uzmanlardan Steven Cook, "Türkiye’nin Washington’un gözünde gittikçe bölgede koşuşturan" ve belgedeki büyük güçlerin isteğine aykırı şeyleri yapan bir ülke olarak görüldüğünü belirtirken, “Akıllara takılan soru; Türkiye’nin kendi kulvarında nasıl tutulabileceği” ifadelerini kulanıyor.
Çok ilginç değil mi?
***
Evet. New York Times’de yer alan bu analiz yazısı küresel güçlerin Türkiye’den neden rahatsızlık duyduğunun “Eksen kayması” gibi iddiaları neden ortaya attıklarının ve bu yönde neden kafa karışıklığı yaratmak istediklerini apaçık ortaya koymuyor mu?
Türkiye’nin tamamen kendilerine bağımlı bir ülke olarak yaşam mücadelesini sürdürmeleri, onların bilgisi dışında hiçbir anlaşmaya imza atmaması gerektiği “Uysal müttefike ne oldu?”sorusu ile belgeleniyor.
Açıkçası son süreçte Türkiye’nin gerek Rusya ile gerek İran ile yaptığı anlaşmalar, İsrail’e karşı tutumunun “ABD’ye rağmen olmasının verdiği rahatsız İsrail merkezli, “Eksen kayması” iddiaları da sadece batı gündemine değil Türkiye gündemine de taşıyor!..
New York Times gazetesinin yorumundaki “Türkiye kendi kulvarında nasıl tutulacak?”şeklindeki sorular, “Uysal müttefik bugüne kadar ABD’nin politikasını eksiksiz takip etmişti. Şimdi kendi çıkarmak için çalışıyor” ifadeleri her şeyi anlatıyor. Aslında görülüyor ki Türkiye’nin üstlendiği yeni rol onları çok rahatsız ediyor! Bundan sonra da edecek gibi!
Türkiye dış politikada kendi ayakları üzerinde durmaya çalıştığı,kendi çıkarlarını öne çıkarmaya çalıştığı, onurlu bir duruş sergilemeye devam ettikçe yani küresel güçlerin elinde oyuncak olmak istemediği müddetçe küresel güçlerin saldırısına uğrayacaktır!..
***
Hani bir söz vardır;
“Alışmış kudurmuştan beterdir” diye..
O nedenle Türkiye’nin ABD’den ve Batı’dan bağımsız şekilde yaptığı hamleler, yaptığı anlaşmalar ve verdiği mesajlar daha da saldırgan bir dış güçler rolünü karşımıza koyabilir!
İşte bu noktada Türkiye Cumhuriyetine düşen görev dış politikada TBMM çatısı altında tartışıp doğruları bulup sonunda dışa karşı tek yürek olabilmektir!
Dış politika iç politikaya malzeme olmamalıdır!
Çocukluğumdan bu yana şunu duyarım; “ABD’ye rağmen olamayız”
Bu adeta millete damardan şırıngalanmış, bağımlılık haline getirilmiş!
O nedenle Türkiye her açıdan kendine güvenmek ve güçlü olmak zorundadır.
Jeopolitik olarak dünyanın en etkin coğrafyasına sahip olan, genç nüfusu ile dikkat çeken, Avrupa'nın en büyük altıncı ekonomisine sahip olan bu vatan topraklarında devletimizin milli politikasında hem fikir olabilmeyiz. Kendi içimizde birbirimizi yiyip bitirme alışkanlığından vazgeçmeliyiz.
Milli politika üzerinde siyaset yapmamalıyız.
Bir devletin geleceğe güvenle bakabilmesi için önce kendisine güvenmesi gerekir. O güven kaynağı da milli iradedir.
Tarihsel misyonumuzu bilerek aslımızı inkar etmeden küresel güçlere bağımlı hale gelmeden kendi çıkarlarınızı korumak için adımlar atmak “Eksen kayması” değil olsa, olsa “eksene demir atma” olur.
Bu da yeni bir roldür!..