İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı Köksal Şengün, sonunda isyan etti. Çünkü onun da telefonları dinlenmiş, hem de bir avukat bayanla yaptığı görüşmelerden ipe sapa gelmez sonuçlar çıkartılıp basına da sızdırılmıştı. Şengün, dün isyan etti, “hesap soracağım” dedi.
Gazeteci Mustafa Mutlu’yu arayan Şengün şöyle dedi:
““Yapılan bir tahkikat var. Dinlenen telefonlar var. Benim de adım geçiyor. Başka birinin (önce tutuklanan ama dün tahliye edilen Avukat Tülay Bekâr’ı kastediyor) telefonunu dinleyenler, tam bir buçuk sene benim de telefonumu dinlemişler. Üstelik sadece onunla yaptığım görüşmeler mi dinlendi, yoksa bütün görüşmelerim mi; bilmiyorum. Böyle bir hukuksuzluk olmaz. Mutlaka şikâyet edeceğim ve hesap soracağım.”
Ergenekon davası birileri tarafından suçluların ortaya çıkartılacağı bir mahkeme olarak değil magazin boyutuyla insanların yıpratılacağı bir araç olarak kullanılıyor.
Şengün “hesap soracağım” demekle geç kaldı.
5 yılda 69 yargıç ve savcı dinlendi.
Yargıtayın telefonları dinlendi.
Danıştayın telefonları dinlendi.
İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Aykut Cengiz Engin’in telefonları dinlendi.
Zonguldak Cumhuriyet Başsavcısı dinlendi.
Erzincan başsavcısı İlhan Cihaner dinlendi.
Kırıkkale başsavcısı dinlendi.
Ankara Cumhuriyet başsavcısı Hüseyin Boyrazoğlu dinlendi
Sincan 1. Ağır Ceza Reisi Osman Kaçmaz dinlendi.
Ankara savcısı Salim Demirci dinlendi.
DGM savcıları Nuh Mete Yüksel, Cengiz Köksal ve Hakan Kızılarslan dinlendi.
Mahkeme kararıyla dinlenen savcı ve hakimlerden bazıları:
Hüseyin Boyrazoğlu (Ankara Cumhuriyet Başsavcısı),Hüseyin Özbakır (Zonguldak Cumhuriyet Başsavcısı), Metin Yandırmaz (Kırıkkale Cumhuriyet Başsavcısı), Mustafa Doğru (Adalet Bakanlığı İşyurtları eski Genel Müdürü, Aydın Başsavcıvekili), Ali Çakır (Emekli Bakırköy Savcısı), Aydın Çayan (Yargıtay Savcısı), Cengiz Köksal (Eski DGM Savcısı, Ankara Savcısı), Ercan Yalçınkaya (Eski Yargıtay Genel Sekreter Yardımcısı, Batman Savcısı), Esat Toklu (Ankara İdare Mahkemesi üyesi), Hakan Kızılarslan (Eski DGM Savcısı, Ankara Savcısı),
Hayrettin Türe (Eski Adalet Akademisi Başkan Yardımcısı, Ankara Hakimi), İlhan Kara (Ankara Hakimi), Mecit Ceylan (Eski Sarıyer Savcısı), Osman Uludüz (İstanbul Savcısı), Ö. Faruk Eminağaoğlu (Yargıtay Savcısı), Özgür Kamışlık (Ankara Savcısı), Salim Demirci (Ankara Savcısı), Cengiz Aydemir (Erzurum Bölge İdare Mahkemesi Başkanı), Kürşat Hamurcu (Ankara Hakimi), M. Engin Çakmak (Danıştay Tetkik Hakimi), Murat Yiğit (İstanbul Savcısı).
Liste uzayıp gidiyor.
Bir ülkede savcı ve hakimlerin telefonları çete iddiasıyla dinlenebiliyor ve hiç birinde suç unsuruna rastlanmıyorsa “kuvvetli şüphe” tanımına uymayan bir hukuksuz dinleme söz konusudur.
Köksal Şengün “hesap soracağım” demekle geç kaldı.
Kendisine meşhur bir hikâye anlatayım:
“Bir grup inek ormanda mutlu mutlu yaşıyormuş. Bir gün ormanlar kralı dadanmış. “Ya bana gönüllü olarak bir inek verin ya da hepinizi yerim” demiş. İnekler toplanmış. Aralarında en bilge olan koca boz inek “hiçbir ineği arslana vermeyelim, vermeyelim, direnelim” demiş. Diğerleri “olmaz” demişler “yoksa hepimizi yer”
Tartışmışlar ama bilge ineği dinlememişler.
Sonunda sarı ineği, arslana kurban verme kararı almışlar.
Arslan sarı ineği alıp gitmiş.
Gitmiş ama bir hafta sonra yine gelmiş. Karnı yine aç.
“Ya gönüllü bir inek verin ya da hepinize saldırırım.”
İneklerin elleri mahkûm. Bu kez siyah ineği vermişler.
Bir hafta sonra arslan yine gelmiş.
Kızıl inek ardından iri inek sonra uzun kuyruklu inek verilmiş birbiri ardına.
Birkaç inek kalmış topu topu.
Oturmuş kara kara düşünmeye başlamışlar.
Geniş ayaklı inek konuşmuş:
“Biz en büyük hatayı sarı ineği vermekle yaptık.”
Koca boz inek öfkeli bir şekilde onlara bakıyormuş.